← Yazılara Dön

İmar Barışı Sonrasında Yapının Depreme Dayanıklılığı

İmar Barışı Sonrasında Yapının Depreme Dayanıklılığı

İMAR BARIŞI SONRASINDA YAPININ DEPREME DAYANIKLILIĞI HUSUSU MÜNHASIRAN MALİKİN SORUMLULUĞUNDA MIDIR?

3194 sayılı İmar Kanunu’nda 2018 yılında yapılan bir değişiklikle, afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için bazı şartların yerine getirilmesi hâlinde Yapı Kayıt Belgesi alınabilmesine imkân tanınmıştır. Ancak bu düzenleme yapılırken ilgili Kanun maddesine, yapının depreme dayanıklılığı hususunun malikin sorumluluğunda olduğuna ilişkin bir hüküm de eklenmiştir.

Bu düzenlemeye karşı açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesi, verdiği kararla, söz konusu hükmü Anayasa’nın 17. ve 40. maddelerine aykırı bulmuştur. (AYM, 23.07.2024, E. 2023/74, K. 2024/141)

Yüksek Mahkeme, yapı kayıt belgesi verilen yapının depreme dayanıklılığı hususunun malikin sorumluluğunda olduğunun belirtilmesini, bu konuda idarenin depremden kaynaklı mali sorumluluğuna bir istisna getirildiği şeklinde yorumlamıştır. Akabinde ise şu gerekçeyi ortaya koymuştur:

Anayasa’mıza göre, kişilerin yaşam hakkını koruma bağlamında idarenin pozitif bir yükümlülüğü bulunmakta, bunun sonucu olarak imar barışı gerekçesiyle Yapı Kayıt Belgesi uygulaması getirilse dahi idarenin yapılar üzerindeki denetim yükümlülüğü devam etmektedir. İdarenin bu denetim yükümlülüğünü ihmali hâlinde ise tazminat sorumluluğunun bulunacağı, Anayasa’mızın 125. maddesinde yer alan “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmünün bir gereğidir. Keza İmar Kanunu’na bu şekilde bir hüküm eklenmesi, kişilerin zarar verici idari işlem ve eylemlerinden dolayı yargı yoluna başvurmasını sonuçsuz ve anlamsız bırakacağından, Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını da ihlal etmektedir.