← Yazılara Dön

Kamu Kurumlarının İnternette Yaptıkları Paylaşımlarda Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kamu Kurumlarının İnternette Yaptıkları Paylaşımlarda Dikkat Edilmesi Gerekenler

KAMU KURUMLARI KİŞİSEL VERİLERİ İNTERNET ORTAMINDA PAYLAŞIRKEN ŞEFFAFLIK VE KİŞİSEL VERİ MAHREMİYETİNİ AYNI ANDA SAĞLAYABİLİR Mİ?

28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kişisel Verileri Koruma Kurulu İlke Kararı, kamu tüzel kişiliğini haiz veri sorumlularının internet ortamında gerçekleştirdiği kişisel veri paylaşımlarına ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir.

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte kamu kurumlarının internet siteleri, yalnızca kurumsal tanıtım yapılan platformlar olmaktan çıkmış; ihale ilanlarının, personel işlemlerinin, meclis ve encümen kararlarının, disiplin kararlarının, duyuruların ve çeşitli idari işlemlerin yayımlandığı temel bilgi kaynakları hâline gelmiştir. Bu durum, kamu hizmetlerinde şeffaflığın sağlanması açısından önemli bir işlev görmekle birlikte, kişisel verilerin korunması bakımından da dikkatli hareket edilmesini gerekli kılmaktadır.

Kurulun yayımladığı İlke Kararı da tam olarak bu noktaya dikkat çekmektedir. Kararda, kamu kurumlarının faaliyetlerini şeffaf şekilde yürütme yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilmekle birlikte, bu yükümlülüğün kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkelerden bağımsız düşünülemeyeceği vurgulanmaktadır.

Kamu Kurumları Açısından Neden Önemli?

Kamu kurumları, birçok özel hukuk tüzel kişisinden farklı olarak çeşitli bilgileri kamuoyuna duyurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük çoğu zaman kanundan veya diğer düzenleyici işlemlerden kaynaklanmaktadır.

Ancak uygulamada zaman zaman, yayımlanması gereken bilgi ile hassas kişisel verilerin birbirinden ayrıştırılmadığı görülmektedir. Bir ihale komisyonu kararı, disiplin kararı, sınav sonucu, encümen kararı veya personel işlemi internet sitesine yüklenirken belge üzerinde yer alan tüm kişisel veriler olduğu gibi yayımlanabilmektedir.

Oysa kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel yaklaşım, hukuki bir dayanak bulunsa dahi yalnızca amaç için gerekli olan verilerin işlenmesi ve paylaşılmasıdır. Kurulun İlke Kararı da bu hususu yeniden hatırlatmakta ve veri sorumlularının her paylaşım öncesinde somut durumu ayrıca değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Ölçülülük İlkesi Ön Plana Çıkıyor

İlke Kararı'nın en dikkat çekici yönlerinden biri, ölçülülük ilkesine yaptığı vurgudur. Bir belgenin yayımlanmasının zorunlu olması, o belgede bulunan tüm kişisel verilerin de yayımlanmasını gerektirmeyebilir.

Örneğin;

  • T.C. kimlik numarası,
  • Anne baba adı
  • doğum tarihi,
  • adres bilgisi,
  • telefon numarası,
  • elektronik posta adresi,
  • sicil numarası

gibi özel nitelikli kişisel verilerin çoğu durumda kamuoyunun bilgi edinme hakkı bakımından herhangi bir katkı sağlamadığı açıktır.

Dolayısıyla paylaşım yapılırken belgenin tamamının değil, yalnızca yayımlanması gerekli olan kısmının erişime açılması ya da kişisel verilerin karartılması veya anonim hâle getirilmesi çoğu zaman daha uygun bir yöntem olacaktır.Bu yaklaşım hem şeffaflık ilkesini koruyacak hem de kişisel verilerin gereksiz şekilde yayılmasını önleyecektir.

İnternet Ortamındaki Yayınların Süresi de Önemli

İlke Kararı'nın dikkat çektiği bir diğer konu ise internet ortamındaki yayınların sürekliliğidir.

Basılı ortamda yapılan bir ilan belirli bir süre sonra güncelliğini kaybedebilirken, internet ortamında yayımlanan belgeler yıllarca erişilebilir durumda kalabilmektedir. Üstelik arama motorları aracılığıyla bu belgelere ulaşılması da oldukça kolaylaşmaktadır. Bu nedenle Kurul, başlangıçta hukuka uygun olarak yayımlanan bir belge aradan uzun yıllar geçmesine rağmen internet sitesinde erişilebilir olmaya devam ediyorsa, bunun kişisel verilerin korunması bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekebileceğine vurgu yapmaktadır.

Bu bağlamda örneğin Gelir idaresi Başkanlığı tarafından vergi yüzsüzleri listesinde ismi yayımlanan bir tacirin aradan geçen yıllarda vergi yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen halen isminin kamu kurumlarının internet sitelerinde ulaşılabiliyor olması Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında da sıklıkla vurgu yaptığı unutulma hakkına da aykırılık teşkil edecektir.

Şeffaflık ile Kişisel Verilerin Korunması Birbirine Alternatif Değildir

İlke Kararı'nın genel yaklaşımı incelendiğinde, şeffaflık ile kişisel verilerin korunmasının birbirine rakip iki ilke olarak görülmediği anlaşılmaktadır. Aksine, her iki ilkenin birlikte uygulanabileceği bir sistem öngörülmektedir.

Nitekim birçok durumda belge içerisindeki belirli bilgilerin anonimleştirilmesi veya karartılması suretiyle hem hukuki yükümlülük yerine getirilebilmekte hem de ilgili kişilerin temel hak ve özgürlükleri korunabilmektedir.

Uygulamada Kurumlar Nelere Dikkat Etmeli?

İlke Kararı dikkate alındığında kamu kurumlarının internet ortamındaki paylaşımlarında özellikle şu soruların cevaplandırılması faydalı olacaktır:

  • Bu belgenin yayımlanmasına ilişkin açık bir hukuki dayanak bulunuyor mu?
  • Paylaşılan kişisel verilerin tamamının yayımlanması gerçekten gerekli mi? Aynı amaç, daha az kişisel veri paylaşımıyla gerçekleştirilebilir mi?
  • Belgede anonimleştirme veya karartma yapılması mümkün mü?
  • Yayın ne kadar süre erişilebilir kalacak? Yayın amacını tamamladıktan sonra kaldırılmasına ilişkin bir süreç oluşturuldu mu?
  • Şeffaflık/hukuka uygunluk gibi işleme gerekçeleri açısından yayımlanması gerekli olacak kişisel veriler açısından önceden ilgililere aydınlatma yapıldı mı?
  • Kurum panosu ve gazete ilanı gibi fiziki ortamlarda yapılan ilanlarda da bu kurallara dikkat edildi mi?

Bu soruların her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesi, hem 6698 sayılı Kanun'da yer alan temel ilkelere uyum sağlanmasına hem de olası hukuki risklerin azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

Örneğin sınav sonuçları ilanı gibi bir hususta Kurul ilgililerin diğer kişilerin de sonuçlarını görmek isteyebileceğini ve şeffaflığın sağlanmak istenebileceğini kabul etmekte ancak bunun için sadece sınava giren kişilerin görebileceği çift katmanlı bir giriş sistemi oluşturulabileceğini belirtmektedir.

Sonuç

Karar; hukuka uygunluk, ölçülülük, veri minimizasyonu, amaçla sınırlılık ve kişisel verilerin yalnızca gerekli olduğu süre boyunca saklanması gibi temel veri koruma ilkelerinin dijital ortamda uygulanması bakımından yol gösterici niteliktedir.

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260728-6.pdf