KİŞİSEL VERİLERİNİZ HUKUKA AYKIRI OLARAK ELE GEÇİRİLDİ AMA
SİZİN HABERİNİZ YOK
BU DURUMDA SAVCILIK RE’SEN HAREKETE GEÇEBİLİR Mİ?
Anayasa Mahkemesi’nin 14 Temmuz 2026 SALI Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 16/4/2026 tarihli 2026/34 Esas Sayılı Kararına ilişkin olarak;
Öncelikle, Türk Ceza Kanunu’nun 9’uncu bölümünde düzenlenen “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” şikâyete bağlı suçlardır. Ancak aynı Kanunun 139’uncu maddesiyle “Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç” denilerek kişisel verilerin ihlal edilmesi durumu şikâyete tabi kılınmayarak re’sen soruşturulması ve kovuşturulmasına imkân sağlanmıştır.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun takibi şikâyete bağlı kılınmazken, daha nitelikli bir suç olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun takibinin şikâyete tabi kılınmasının, korunan hukuki değerler bakımından benzer durumdaki kişiler arasında eşitsizliğe yol açtığıbelirtilerek kanun önünde eşitlik ve özel hayatın korunması açılarından Anayasa’ya aykırılık itirazında bulunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi ise, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ya da verilmesinin sadece mağdurun bireysel menfaatlerini değil, aynı zamanda toplumda kişisel verilerin korunmasına ilişkin güven duygusunu ve kamu düzenini de zedeleyebilecek nitelikte olduğuna karar vermiştir. Böylece kararda, örneğin konuşmaların dinlenmesi gibi mağdur sayısının birkaç kişi olduğu suçlar ile mağdur sayısının çok daha fazla olduğu kişisel verilerin ihlal edilmesi arasında bir ayrıma gidilerek, mağdur sayısının artmasının bireysel mahremiyetin de ötesinde kişisel verilerin toplu olarak güvenliğini etkilediğine ve dolayısıyla kamu düzenine yönelik olumsuz etkisine vurgu yapılmıştır.
“Kuralda hukuka aykırı olarak kişisel
verileri verme veya ele geçirme suçunun takibinde şikâyet şartının
aranmayacağının açık şekilde düzenlendiği ve söz konusu suçu işlediği iddia
edilen kişilerin tümü yönünden kuralın aynı şekilde uygulandığı
anlaşılmaktadır. Ceza hukukunda kanun önünde eşitlik ilkesinin uygulanması
farklı hukuksal menfaatleri korumayı amaçlayan suç tiplerinin takibinin farklı
usul kurallarına bağlı tutulmasına engel teşkil etmez.”denilerek“Farklı hukuksal konumda olanların farklı
hukuksal düzenlemelere tabi tutulmalarının eşitsizliğe yol açtığı söylenemez.
Bu itibarla kuralda eşitlik ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.”şeklinde
hüküm kurulmuştur.
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260714-9.pdf
